Take a photo of a barcode or cover
A review by edmondkirsch
Émile ya da Eğitim Üzerine by Jean-Jacques Rousseau
4.0
Kitap, anne ve babanın çocuklarına karşı nasıl bir ebeveynlik yapmaları gerektiği ve bir çocuğun doğduğu andan itibaren yetişkinlik çağına kadar eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunu işliyor. Bu kitabı, çocuklarını yurda veren bir yazarın kaleminden okumak oldukça ironik. İlk öğrendiğimde çok şaşırmıştım ve kitabın yarısını okumuştum bile.
Kitabın genel işleyişi Jean-Jacques Rousseau 'nun Emile adında bir öğrenci edinmesi ve bebeklik çağından yetişkinlik çağına dek onu yetiştirmesi üzerine kurulu. Bizler de tüm bu süreçte bu eğitime birinci ağızdan tanık oluyoruz.
- İlk bölüm olan bebeklik çağında yazara göre herkes aynı şekilde iyi bir birey olarak dünyaya gelir. Zamanla hayat ve hayatın yaşattığı deneyimler herkesi farklı kılar. Yazara göre insan, bebeklik çağında dahi özgür olmalı, düşmeli-kalkmalı, doğru-yanlış ve yararlı-zararlı şeyleri tecrübe ederek öğrenmeli. Fakat yazarın dediği gibi aslında bu yaşta bile kısıtlanıyoruz çünkü kollarımızın ve bacaklarımızın rahatça hareket etmesi gereken bu yaşlarda "kundaklama" adı altında beden olarak kısıtlanıyoruz.
- İkinci bölüm de yine dolu dolu. Bu bölümdeki çocukluk çağında günümüzün en büyük problemlerinden birisi de olan "Bir çocuğa nasıl hayır denir?" sorusunun cevabını arıyoruz. Bu bölümü okurken eminim ki hepimizin aklına o söz dinlemeyen, istediği olmayınca ağlayan yaramaz çocuklar gelecek. Evet tam da bu konu işleniyor burada işte.
- Son bölümde yazar, artık yetişkin bir birey olan öğrencisinden dolayı ona uygun bir eş modelini ele alıyor ve bu sebeple uzun uzun bir kadının nasıl olması gerektiği konusunu işliyor. Kadının modaya göre değil, kendisine yakışanı giymesi sadece örnek bir konu mesela. Yazar kadın ile ilgili tüm bu konuları da Sophie karakteri üstünden anlatıyor tıpkı Emile gibi. Sophie ise elbette Emile'in aşık olduğu kişi. Emile evlenmek istediğini söyledikten sonra ise aşk, ilişki vb. duyguları ele alıp işleyen yazarımıza göre bu bölümde en önemli konulardan bir tanesi de evlendikten sonra aşkın devam edebilmesi ve çiftlerin birbirlerini sevmeye devam edebilmesi. Yazara göre bunun yöntemi de evliliğe fazla yük bindirmemekten geçiyor.
Kitabın genel işleyişi Jean-Jacques Rousseau 'nun Emile adında bir öğrenci edinmesi ve bebeklik çağından yetişkinlik çağına dek onu yetiştirmesi üzerine kurulu. Bizler de tüm bu süreçte bu eğitime birinci ağızdan tanık oluyoruz.
- İlk bölüm olan bebeklik çağında yazara göre herkes aynı şekilde iyi bir birey olarak dünyaya gelir. Zamanla hayat ve hayatın yaşattığı deneyimler herkesi farklı kılar. Yazara göre insan, bebeklik çağında dahi özgür olmalı, düşmeli-kalkmalı, doğru-yanlış ve yararlı-zararlı şeyleri tecrübe ederek öğrenmeli. Fakat yazarın dediği gibi aslında bu yaşta bile kısıtlanıyoruz çünkü kollarımızın ve bacaklarımızın rahatça hareket etmesi gereken bu yaşlarda "kundaklama" adı altında beden olarak kısıtlanıyoruz.
- İkinci bölüm de yine dolu dolu. Bu bölümdeki çocukluk çağında günümüzün en büyük problemlerinden birisi de olan "Bir çocuğa nasıl hayır denir?" sorusunun cevabını arıyoruz. Bu bölümü okurken eminim ki hepimizin aklına o söz dinlemeyen, istediği olmayınca ağlayan yaramaz çocuklar gelecek. Evet tam da bu konu işleniyor burada işte.
- Son bölümde yazar, artık yetişkin bir birey olan öğrencisinden dolayı ona uygun bir eş modelini ele alıyor ve bu sebeple uzun uzun bir kadının nasıl olması gerektiği konusunu işliyor. Kadının modaya göre değil, kendisine yakışanı giymesi sadece örnek bir konu mesela. Yazar kadın ile ilgili tüm bu konuları da Sophie karakteri üstünden anlatıyor tıpkı Emile gibi. Sophie ise elbette Emile'in aşık olduğu kişi. Emile evlenmek istediğini söyledikten sonra ise aşk, ilişki vb. duyguları ele alıp işleyen yazarımıza göre bu bölümde en önemli konulardan bir tanesi de evlendikten sonra aşkın devam edebilmesi ve çiftlerin birbirlerini sevmeye devam edebilmesi. Yazara göre bunun yöntemi de evliliğe fazla yük bindirmemekten geçiyor.